zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2015 Cumartesi

Hepimiz Yaslanacagiz


Sarp'la ara ara parka gidiyoruz, orada kosturmayi, kumlarla oynamayi, salincaga, kaydiraga binmeyi falan cok seviyor. Sevmek ne kelime kendinden geciyor desek daha dogru olur. Neyse evet, bunlari anlatmayacagim, aslinda sadece bir animdan bahsedecegim. Her aklima geldiginde icimi burkan bir animdan bahsedecegim.

Olay kisaca su sekilde. Sarp ile parka gittik. Sarp her tarafa kosturup duruyor ben de arkasindan onu takip ediyorum surekli. Hava biraz serin ama gunesli, montlarimiz var ustumuzde, aylardan Ekim veya Kasim olmasi lazim. O sirada parkin banklarinda oturan yaslica bir nine de bizi izliyor tebessum ederek. Oynadik kosturduk falan ben biraz yorulunca gittim, ninenin bulundugu bankin yanindaki banka kendimi attim. Sarp mi? O hala kosturuyor :)

Biraz bu sekilde uzaktan izledikten sonra, Sarp'a haydi gidiyoruz diye seslendim. Yasli nine, "evladim gidiyor musunuz?" dedi. Ve sonrasinda "Gitmeden sizden birsey rica edebilir miyim?" diye sordu. Tum diyalogu ve benim durumu kavrayana kadar gecen sureyi atliyorum. Ricasi su idi, evde televizyon kumandasinin yanlis yerlerine bastigi icin, tekrar istedigi kanallari acamadigini soyledi. Kendisine yardim edecek cocuklari da tatile gittikleri icin sabahtan beri parkta oturup birisinden yardim istemek icin bekledigini soyledi. Durumu tam olarak anladigimda icimde nasil bir seyin koptugunu anlatamam. Yardim ettim ama cok uzuldum, gunlerce aklima geldi. Ve hatta dedigim gibi ne zaman parka gitsem, icimde bir burukluk oluyor.

hepimiz yaslanacagiz

Simdi, kumandayi kullanmakta ne var diyeceksiniz ama iste olmayinca olmuyor malesef, biz de yaslandigimizda cikan teknolojiler sayesinde bu sekilde caresiz kalabiliriz. (Hatta ben yavas yavas bazi seyleri yerli yerine oturtamiyorum, mesela su snapchat garip, bir turlu kullanamiyorum arkadasim. Benim gibi dusunen bir cok yasli da varmis hatta :))

Ama iste bunun olmasini engelleyebiliriz. Benim nacizane iki onerim var (size degil, kendime :))
  • Esiniz, sevgiliniz, aileniz en yakin dostlariniz olabilir. Bunlarin disinda da her dakika gormek zorunda olmadiginiz dostlariniz da olmali. Bu konuyu daha once ele almistim tekrar tekrar yazmiyorum :)

Simdi bunlar isin bir tarafi...

Diger taraftan ise, siz siz olun anneninizi, babanizi, dedenizi, ninenizi bu durumda birakmayin. Her zaman savunmusumdur, Turk aile yapisi bir cok kulture gore cok daha dogru geliyor bana. Kucuklerin ailelerinin himayesinde olmasi, yaslilarin ise cocuklarinin guvencesinde olmasi asla vazgecmememiz gereken prensiplerimizden bence. Bu yaklasimin yeni nesil icin ozguven eksikligine neden olabileceginin farkindayim. Benim savundugum, ozguveni olusturmak icin farkli farkli yontemler varken, bu kadar ozel bir adetimizden vazgecmememiz gerektigi.

Ve evet bayramlarda tatil koyleri yerine aile ziyaretinin cok daha huzur verici, cok daha dinlendirici ve cok daha insani bir durum oldugunu dusunuyorum. 

30 Mart 2012 Cuma

Zaman Cok Az, Hersey Cok Acele

Kafama takilan uc konuyu tek bir baslik altinda toplayip sizlerle nacizane ducuncelerimi paylasmak istiyorum.

Hic zamanim yok ki...
Son zamanlarda herkesten cok sikca duyuyorum bu sozcukleri, kiminle konussam yaslisi  genci, issizi calisani, kadini erkegi ama kiminle konussam, herkesten 
  • "ne kadar cok isim var ama ne kadar az zamanim var"
  • "allahim keske gunler 28 saat olsa hicbir seye yetisemiyorum"
  • "o konuya ben bakamam, cunku zaten cooookk yogunum"
  • "izinlerimi kullanacak zaman bulamiyorum"
tercumesinde ama degisik kaliplarda bir suru sizlanma, sikayet cumleleri duyuyorum (buna ben de dahilim malesef). Mesela sirkette ne yaptigini bilmedigim, hatta bisey yaptigini bile dusunmedigim birisi ile hasbel-kader konustugumuzda "o kadar cok fazla isi oldugunu ve dolayisiyla hic birini tam olarak istedigi kalitede yapamadigini ve bunun icin de icinin rahat etmediginden" bahsettiginde, sanki benim dusuncelerimi okudugunu hatta beni anlattigini dusununce anladim. Aslinda yogun degiliz, sadece  oyle gosteriyoruz ya da  kendi kendimizi cok yogun oldugumuz konusunda ikna ediyoruz.


Acelem var...
Ilk basklikla iliskili olarak, tanimadigim insanlarda da ayni belirtileri goruyorum. Trafikte bir saniye icin, evet yanlis okumadiniz sadece bir saniye icin basilan kornalar, atilan kufurler, girilen stres ve sikintilar, ne kadar gereksiz ve bosuna... Ya da disariya soyle bir bakin hic yavas yavas, aylak aylak yuruyen (cocuklar haricinde) birisini gorebilecek misiniz? (Cocuklarin o gamsiz, dertsiz kucuk-buyuk dunyalarina baska bir zaman deginecegim). Tum hayatimiz cok hizli ve soluksuz. Mesela markette siradasiniz, turlu turlu alavere dalavere ile onunuze gecmeye calisan amcalar/teyzeler, kazandiginiz bir dakikaniz hayirli olsun... Baska bir ornek de, sirket servisleri ile girilen 30 saniyelik kucuk hesap kitap oyunlari... Ornekleri artirmak cok da zor degil...

Bir kerede bir seyle ilgilenin...
Yukaridaki iki basligi okuyan ama Turkiyeyi bilmeyen birisi, evet Turkce bilen ama Turkiyeyi bilmeyen hayali kisiden bahsediyoum, iste bu kisi insanlar bu kadar kucuk konularda bu kadar hesap kitap yapiyolar ve inanilmaz derecede yogun calisiyorlarsa bu ulke inanilmaz derecede uretim yapan, cok refah, cok sozu gecen bir yer olmali diye dusunmez mi sizce de... Ama isin hic de oyle olmadigini ona anlatmaya calismiyorum zaten, size anlatmam ise yersiz olacaktir. Iste benim bu konudaki cozum onerim (umarim ben de uygulayacagim) Ingilizce ifadesi ile "One Thing at a Time" yani "Bir Kerede Bir Sey" diyebiliriz. Benim bundan anladigim kendini onbin parcaya bolme, herseye yetismeyi birak, butun dunaynin yukunu omuzlarina alma. O anda, yasadigin bir anlik zaman diliminde sadece bir isle ilgilen (bitir demiyorum) sadece ilgilen acik ucunu bir sekilde kapat. Sonra bir soluk al bir rahatla kendine gel ve sonra digerine gec. (Iste bu kararlarimi destekleyen yeni not defterim :) cok guzel degil mi...