22 Aralık 2012 Cumartesi

Dosya Backup Stratejilerim

Bir onceki yazimda bahsettigim gibi simdi de dosya backup stratejilerimi anlatmak istiyorum. Backup konusunda sync kadar anlatacak sey yok aslinda. Daha once de dedigim gibi uzerinde calismadiginiz ve artik degisiklik yapmadiginiz ve kaybolmasini istemediginiz dosyalarinizin backup'ini almalisiniz.

Fotograf ve videolar'in backup'i olarak Picasa Web kullaniyorum. Google+ mobil uygulamasi sayesinde cekilen her fotograf otomatik olarak picasa'ya aktariliyor. Diger cihazlardan veya baskalarindan aldiklarimi manuel olarak upload ediyorum. Boylelikle cekilen hic bir fotografi kaybetmemis oluyorum. Hatta iki yerde birden saklamis oluyorum ki size biraz abarti gelebilir ama backup budur :) 


Biraz Picasa Web'ten bahsedeyim. Google Drive ile ayni alani kullandiklari icin 5GB free alana sahipsiniz direkt olarak. Ustelik upload ettiginiz resim 1MB'den kucukse onu kotanizi kullanmadan sakliyor. Bu da guzel bir ozellik :)

Diger dosyalar icin ise tahmin ettiginiz uzere Google Drive'i kullaniyorum. 100GB'lik bir program satin aldim. Dropbox'a gore cok daha ucuz bir cozum ama henuz Dropbox kadar fonksiyonel ve olgun degil ama arkasinda Google olmasi uzun vadede daha iyi olacagini ve fiyatinin da her zaman daha iyi olacagini dusunuyorum acikcasi, aralarinda cok buyuk bir rekabet oldugunu buradan anlayabilirsiniz.

Drive vs Dropbox

Mac tabanli bilgisayarlarda sectigim dizinlerin otomatik olarak Time Machine ile lokal olarak yedeklenmesini sagliyorum. Daha sonrada bu yedekleri 5 - 6 ayda bir manuel olarak Google Drive'a upload ediyorum.

Windows tabanli bilgisayarlarda (is bilgisayarinda) ise yine ayni mantikla belirledigim dosyalari  ekstra bir program kullanmadan zip'liyorum ve ara ara (2-3 ayda bir) manuel olarak Google Drive'a upload ediyorum.


19 Aralık 2012 Çarşamba

Dosya Senkronizasyon Stratejilerim

Evet gecen gun farkettim ki, aslinda bir backup ve senkronizasyon (sync) stratejim yok kendi kisisel dokumanlarim, resimlerim, muziklerim icin falan... Hasbel-kader kullandigim bazi uygulamalar zaten cloud (bulut) tabanli oldugu icin oto sync/backup yapiyor ama yinede kaybedersem cok uzulecegim seyler var bilgisayarlarimda (evdekiler ve isyerindeki), telefonlarimda (kisisel, is telefonu ve esimin telefonu) veya tablette veya kindle'da veya diger yerlerde... Ozellikle baba olduktan sonra cekilen hicbir  fotografi kaybetmek istemem dogal olarak. O zaman dedim zamani gelmis soyle guzel bir backup/sync stratejisi oturtmanin. Simdi sizinle bu stratejiyi paylasacagim ama oncesinde bu kavramlara bir aciklik getirmek istiyorum.

Backup - Kaybolmasini istemediginiz her turlu dosyanizi (resim, word dokumani, programlar, kod parcaciklari gibi...) baska bir yerde daha tutmak. Yani, ayni dosyayi baska bir yere daha kopyalamak. Herhangi bir sekilde orjinalleri kaybederseniz, bu sakladiginiz dosyalari orjinal yerine kopyalayip hayatiniza devam edebilirsiniz. 

Sync - Senkronizasyonun kisaltmasi olan bu kavram ise herhangi bir dosyanizi iki veya daha fazla farkli lokasyondan kullanmaniz gerektiginde, yaptiginiz degisikligin aninda diger lokasyonlara da yansimasini istediginiz zamanlarda kullanilan bir kavramdir.

Durumu daha da netlestirmek icin ikisi arasindaki en onemli farklar soyle, cok sik degismeyen dosyalarin backup'ini alin, sik degisenleri sync et. Degisik lokasyonlardan ulasmak istediginiz dosyalari sync edin, kaybolmasindan, yanlislikla silinmesinden korktugunuz dosyalarin backup'ini alin.

Tamam simdi bu kavramlari iyice ogrendigimize gore :) ben ne icin neler yapiyorum onu anlatayim. Bu yazimda sadece senkronizasyon (sync) stratejilerimden bahsedecegim, bir sonraki yazimda da backup stratejilerimden. Haydi bakalim...

Oncelikle uzerinde calistigim dosyalar, ki bu dosyalar genelde calistigim bilgisayarin desktop'inda oluyorlar. Iste bu dosyalari tum bilgisayarlarimda sync ederek kullaniyorum. Boylelikle  isyeri bilgisayarimda (Vaio - Windows) uzerinde calistigim bir dosyaya, cep telefonumdan (Sony - Android) veya tabletten (iPad - iOS) veya evdeki bilgisayarlarimdan (Mac Air ve Mac Mini - MacOS) ulasabiliyor ve calismaya devam edebiliyorum. Peki bunu nasil sagliyorum. Dropbox 'dan aldigim bir free account hal-i hazirda uzerinde calistigim tum dosyalar icin gayet yeterli ve hiztmetten de cok memnunum.



Eveet ben bir yazilimci olduguma gore cogu zaman (kendim icin veya isyeri icin) giderek azalan bir trendde de olsa hala kod yaziyorum. Bu demek oluyor ki, bu yazdigim kodlar bir sekilde versiyonlanarak saklanmalilar, yoksa el emegi goz nuru olan sanat eserlerim (bu konu ile ilgili bir yazim olucak unutturmayin) kaybolur falan, hic olacak is degil. Bunun icin ise Github, Bitbucket, XP Svn ve tabiki sirketin private GIT versiyon kontrol sistemini kullaniyorum.



Fotograf ve videolar en sıkıntılısı, neden mi, cunku binbir turlu yerden fotograf cekilebiliyor ozellikle de Sarp'in fotograflari :) Simdi evdeki Mac Mini direk olarak her daim televizyona bagli durumda dolayisiyla ailecek film, dizi izledigimiz veya fotograflara baktigimiz medya merkezimiz olur kendisi. Iste bu sebepten butun cekilen fotograf ve videolarin bir sekilde ona aktarilmasi en mantiklisi. iOS tabanli oldugu icin esimin iPhone'undan cekilen medyalar ve iPad'ten cekilenler Photo Stream ozelligi ile aninda Mac Mini'ye aktariliyor. Ama fotograf makinasi ile cekilenler ve kendi telefonumdan cektiklerim malesef ancak manuel olarak aktarilmak durumunda :( belki ilerde bu konuda biseyler yaparsam sizinle de paylasirim.



Diger onemli dosya tipi ise muzik dosyalari, onlarin da bir sekilde tum aletler arasinda sync olmasi gerekiyor. Onu da tum muzik arsivimi daha once bahsettigim Google Music'e upload ederek gerceklestiriyorum. 20.000 sarki upload etmek bedava, adamlar daha ne yapsin degil mi?

e-Kitap'larimi ise Kindle uzerinden yonettigim icin kindle uygulamasinin kurulabildigi her aletten  kaldigim yerden okumaya devam edebiliyorum. Ve bu kadar aletin icinde en cok sevdigimdir Kindle, herkese cok ama cok tavsiye ederim, e-kitap dunyasina girmek isteyenler icin bu yazi bicilmis kaftan.

Son olarak todo listemi rememberthemilk uzerinde (ucretli hesabim olan mecralardan birisidir), aklima gelen hemen her turlu seyi yani notlarimi ise evernote uzerinde tutarak her an her yerden ulasilabilir kiliyorum.

Iste boyle, backup stratejilerimi de daha sonra paylasacagim bu yazimda paylastim. Takipte olunuz.

18 Aralık 2012 Salı

Baba Oldum ve Digerleri

Uzun zamandir (Agustos'tan beri) blogumla cok ilgilenemedim ama hayatim devam etti tabiki, hem de cok ciddi degisikliklerle devam etti. Sizlerden uzak oldugum zamanlarda bazi yurtdisi gezileri yaptim ve (bana gore) cok ilginc gozlemlerde bulundum ve sizinle paylasmak istedim ama yapamadim. Aklima yazacak onca sey geldi ama toparlamaya zaman bulamadim derken bu gunlere kadar geldik.

Neyse geleyim hayatimdaki ciddi degisikliklere; 

Ilki yaklasik 5 yildir calistigim sirketimde, bazi arkadaslarimin kariyerlerine Amerika'da devam etmek istemeleri uzerine yeni bir role (Principal Software Engineer) gectim. Ve bu rolde cok sevdigim arkadasim Lemi ile birlikte, son zamanlarda unuttugum bir his olan, zevkle calismanin, ise severek ve isteyerek gelmenin hazzini tekrar yasadim. Bu benim icin (is yerinde) tekrar hands-on koda geri donmek demekti ve cok guzeldi :)
Coding is Good
Guzeldi diyorum cunku bu da degisti. Belki hatirlarsiniz, aylar once onemli bir is icin Londra'ya gittigimi sizlerle paylasmistim. Iste o onemli is aslinda calistigim sirketteki cok ciddi bir rolun is gorusmesi idi. Ve gorusmeyi o zamanlar yapmis olmamiza ragmen, arada gecen degisik olaylar sonunda sonuclari yeni aciklandi ve yukarida bahsettigim rolde (her ne kadar cok hosuma gitse de) cok uzun kalamadim, ve hep istedigim "Solution Architect" rolune gectim. Rolun tanimi ve icerigi ile sizleri cok sıkmak istemiyorum ama kisaca avrupa genelinde yazilim kararlarini alip, cozumler ureterek bilisim anlaminda sirketin dogrultusunu belirleyen ciddi ve kapsamli bir rol.

Let's go in this way

Son ve en onemli degisiklik ise, basliktan da anlayacaginiz uzere, 20.Mart.2012'de ilk haberini aldigim zamandan 26.Kasim.2012 tarihine kadar heyecanla bekledigim biricik oglumuza kavusmamiz oldu. Ozellikle yaz aylari hep onun hazirligi ile gecti diyebilirim. Calisma odamizi, arka odaya tasiyarak, bebek odasina cevirmeyle basladi hersey. Duvar kagidi, mobilyalar, bebek giysileri, oyuncaklar, biberonlar, alet edavat ve daha sayamadigim en az 100 farkli kalem derken oda tamamen baska bir havaya burundu. Git gide siklasan ve herbirisinde bebegin yuzunu gorememeyle sonuclanan doktor ziyaretlerinde, bebegin gayet saglikli (masallah) bir sekilde gelisimini tamamliyor oldugunu bilmek yeterliydi bizim icin... Bunlarin ustune de hamilelik ve bebek uzerine bolca kitap okuyarak gecirdik bu heycanli bekleyisimizi... Ve bir de son zamanlara Walking Dead sezonlarini da araya sıkıstırdık :)

En nihayetinde zaman geldi ve saglikli bir sekilde 26.Kasim.2012'de aramiza katildi "Sarp" bebek, Allah kendisine uzun,  saglikli ve mutlu bir hayat nasip etsin isallah (amin)...

Sarp Bebek

Panik yapmayin, yeni hayat maceralarimi yine buradan paylasiyor olacagim...