teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2016 Cuma

Voxxed Days - Istanbul & Belgrad

Antwerp / Belcika
Java Dunyasinda Devoxx onemli bir organizasyondur. Dunyanin her yerinden cok onemli konusmacilar ve katilimcilar bu etkinlikte bulusurlar. Yeni teknolojileri ogrenir, tartisir ve fikir alis verisinde bulunurlar. Ben de Sony yillarimda bir kez bu etkinlige katilma sansi bulmustum. 

Devoxx 2010'da aldigim notlara soyle hizlica goz gezdirince, mobil teknolojiler, cloud sistemler ve big-data kavramlarinin en trend teknolojiler oldugunu soyleyebilirim.

Voxxed Days ise Devoxx'un cesitli ulke ve sehirlerdeki lokal versiyonudur diyebiliriz.  Hatta Istanbul da bu sehirler arasinda. Voxxed Days Istanbul kodcu.com'un gayretleri ile son iki senedir basarili bir sekilde gerceklestiriliyor. Buradan kendilerine tesekkur ediyorum. Ayni sekilde Peak Games olarak biz de bu organizasyona hem ana sponsor olarak, hem de konusmacilar ile katkida bulunmaya calisiyoruz.

Voxxed Days Istanbul 2015 konusmacilarindan birisi de bendim. Peak Games'te mobil takim olarak cok onem verdigimiz "Code Review" uzerine bir konusma yapmistim. Youtube linkini ve yaptigim sunumu paylasiyorum.



Bu sene ise (Voxxed Days Istanbul 2016'da) calisma arkadasim Serdar Sahin,  Peak Games'in Big Data evrimini cok guzel bir sunum ile anlatti, izlemenizi tavsiye ederim.



Simdi gelelim asil haber vermek istedigim noktaya :)

Bu sene kisisel olarak kedime, (daha bir cok hedefin yaninda) ikisi yurtici, birisi yurtdisinda olmak uzere toplam uc (sirket disi) sunum hedefi koymustum. Bunlarin yurtici olanlarini ITU ve Bilkent Universitelerinde yaptigim sunumlarla tamamladim. Icim rahat :)

Yurtdisi icin once 360 | iDev Organizasyonuna, aklimda olan bir konu ile basvuruda bulundum, ama malesef kabul ettiremedim, belki onumuzdeki yillarda tekrar denerim. Sonrasinda ise Voxxed Days Belgrad icin baska bir konu ile basvuruda bulundum ve (mutlu haber) kabul edildim. 28-30 Eylul 2016 tarihlerinde Unity ile oyun gelistirmeye giris konulu bir sunum yapacagim. Haydi hayirlisi...

Bu sunumun calismalarina yavas yavas basladim. Kafamda ara konu basliklarini cikariyorum, hangi konu  icin ne ornekler verecegimi planlamaya calisiyorum. Benim icin gercekten zorlayici bir tecrube olacagi kesin, iyi hazirlanmak ve ici dolu birseyler sunmak istiyorum. Onumde 11 hafta gibi yeterli bir sure var gibi gorunuyor.

Bu calismalar kapsaminda, aklimda soyle bir plan var. Sunum genelinde toplam 6 - 10 arasi onemli noktadan bahsetmek istiyorum. Bu konulara tek tek hazirlanirken, her birisi icin ayri bir blog yazisi olusturmayi dusunuyorum. Boylelikle hem hazirlanmis olacagim, hem de bu hazirlik kapsaminda yapacagim calismayi burada paylasarak, (pek de ilgilenemedigim) blogumu canlandirmis olacagim. Isallah...

Tabii soylememe gerek yok ama sunum Ingilizce olacak ve dolayisiyla bu calisma kapsamindaki blog yazilarim da Ingilizce olacak.

Gerek bu konu ile ilgili, gerekse diger yazilarimla ilgili yorumlariniz, benim daha iyi bir calisma ortaya koyabilmem icin cok onemli. O yuzden yorum yapin, cekinmeyin...

9 Aralık 2013 Pazartesi

eTohum Oyun Gelistiricileri Zirvesi'ndeydim

Aslinda 2013'teki basarimdan(!) dolayi kendimi kutlamak istiyorum. Suana kadar sadece 3 tane yazi yazmisim koca yilda... Umarim bu basarim 2014'te devam etmez.

Her neyse asil konuma donecek olursam. Bildiginiz uzere (benim icin ciddi) bir kariyer degisikligi ile Peak Games'le birlikte oyun ve mobil dunyaya giris yapmistim. Kendi adima daha henuz emekleme asamasinda olmama ragmen Burak Buyukdemir tarafindan eTohum Oyun Gelistiricileri Zirvesinde oyunlari nasil yaptigimizla ilgili bir sunum yapma teklifi aldim.

Once heyecanla soyle 45 dakika - 1 saatlik bir sunum hazirliklarina basladim, cunku anlatacak cok sey vardi. Aralarindan daha heyecanli (yani biz developer dunyasi icin heyecanli) olanlarini sectim falan guzel bir sablon olusturdum. Hatta sunumun yarisini da hazirlamisken, zirvenin ajandasi aciklandi ve konusmaci coklugundan dolayi herkesin 20'ser dakika konusmasina yetecek kadar zaman oldugu ortaya cikti.  Neyse oyleydi boyleydi derken ben sunumu kirptim da kirptim :) Isterseniz soyle bir goz gezdirin.




Benim zirveden cikardigim sonuc, Turkiye'de oyun dunyasi (ayni benim gibi) daha yolun en basinda, ogrenmesi ve tecrube etmesi gereken yuzlerce konu var. Tabii bu ogrenmek ve tecrube dedigimiz seyler zaman, efor ve para gerektiriyor. 

Gordugum kadariyla zaman konusunda bir sikintimiz yok. Ama efor konusunda ciddi sorunlar var, herkes kolay yoldan biseyler yapmak pesinde, yargilamiyorum ama isin dogru yolu bu degil bence. Cikis noktamiz kesinlikle para olmamali, dunyayi sallayacak isler cikarmak istiyorsak cok calismak zorundayiz, kolay yoldan cok calismak diye bisey de ben bilmiyorum :)) Para konusunda ise daha ciddi sorunlar var, oyle veya boyle bir turlu kaynak bulunamiyor. O yuzden de bu ise girisenlerin ilk yaptigi oyunun basarili olmamasi ikinci oyun icin nefeslerinin yetmemesine neden oluyor. Ve az da olsa elde edilen tecrube ve bilgi boylelikle dagilmis, kaybolmus oluyor.

Bunlarin isiginda cok rahat diyebilirim ki, Turkiye'de oyun dunyasinda basarili olmak istiyorsaniz; fazla maceraya girmeden oncelikle kendinize amiral gemisi niteliginde oyunlar cikarmaniz lazim. Peak Games'in stratejisi bu noktada cok dogru, board oyunlari uzerinden kendisine finans, kullanici ve itibar saglayip daha baska maceralar icin imkan olusturmus oluyor. Sonucta anladigim kadariyla board oyunlari (Okey, Tavla...) Turkiye'de en cok oynanan oyunlar, bu konuda uzman sayilmam ama gorunen koy de klavuz istemez. 


Bu arada yeri gelmisken bir konudan bahsetmeden gecemeyecegim. Zirve'de Tart Games ve Startup Kitchen'dan Emrah Olgun da bir sunum yapti. Uzun zamandir calistiklari, ve basariya ulasan ama bir turlu para kazandiramayan Kixel isimli oyunlarindan ve yasadiklari guzel tecrubelerden bahsetti. Kendisine tesekkur etmek istiyorum. Bunun yaninda sunumunda bir kac kere ustune basarak soyledigi "nedense Tavla veya Okey yapmadik" cumlesiyle, zaten yolun daha basinda olan Turk Oyun Dunyasini anti-cesaretlendirici tavirlara girmemek gerektigini dusunuyorum...

Bunlar haricinde Zirve gercekten guzeldi. Organizasyon icin eTohum'a ve beni davet ettigi icin Burak'a cok tesekkur ediyorum. Benim nacizane bir onerim bu tur zirvelerde daha teknik konular konusulmali, sadece surecler, tecrubelerden ziyade hands-on sunumlar daha cok olmali diyerek bu yilki 4. yazimi da bitirmis oluyorum, ne mutlu bana...


9 Temmuz 2013 Salı

WWDC 2013

Bu sene ilk defa yasadigim bir tecrubeyi sizinle paylasmak istiyorum. Apple'in dunyaca unlu konferansina katilma sansini buldum ve tecrubelerimi sizinle paylasmak istiyorum. Nasil oldu, ne alaka diyorsaniz eger: Yine acayip degisiklikler oldu hayatimda ve kendimi bir anda mobil oyun sektorunde buldum. Ozellikle sosyal oyun pazarinda Turkiye'nin ve dunyanin sayili sirketlerinden Peak Games 'te Head of Mobile Development olarak calismaya basladim. Buraya nasil geldim bir ara yazarim (belki!!!)... 

Neyse gelelim asil konuya, WWDC 2013...

katildim evet :)
Hikaye aslinda WWDC sayfasindan bilet almaya calisirken basladi. Belli tarih ve saatte biletlerin satisa sunulacagini ogrenince, elimizde kredi karti gectik bilgisayar basina ama biletler daha sistem acilir acilmaz tukendi. Apple yetkililerine gore tam olarak 71 saniye icinde tukenmis. Inanilmaz, zannetmiyorum hic bir konser bileti, hic bir event bu kadar cabuk bitmemistir. Gercekten inanilmaz... Herneyse o anda oylece kala kaldim, bileti alabilenler arasina giremedim tabiki de, 71 saniye ne demek yahuu... Eee nasil oldu da, katildim. Orasini ben de tam bilmiyorum ama bir sekilde sevgili sirketim bilet ayarladi ve here I am (buradayim).

Biraz keynote'tan (ana sunum'dan) bahsedecegim (diger session'lardan bahsetmemem gerekiyormus), biraz da izlenimlerimden. Sevgili Tim basladi anlatmaya (bekledigim onca sirayi atliyorum artik). Iste aldigim notlar:


  • 71 Saniye'de biten biletler icin tesekkuru haketmistik zaten :)
  • Su anda Apple elinde bulundurdugu 575 milyon kullanici yani 575 milyon kredi karti bilgisi ile degme online satis sitelerinden cok daha fazla potansiyele sahip
  • Su ana kadar, tum developer'lara 10 milyar dolar dagitmis adamlar, inanilmaz bir miktar ama bir de isin diger tarafini dusunun %30'unun hep Apple'a gittigini..
  • Mobile uygulama pazarindaki gelirin %75'ini ellerinde bulundurduklarini soyluyor.
  • Anki drive diye bir AI (Yapay Zeka) sistemini gosterdiler ama tam anlam veremedim ne alakasi vardi acaba... Ustelik bu tur girisimler dunyanin her yerinde hatta benim universite yillarimda bile ITU 'de biseyler yapiliyordu.
  • Sonra biraz yeni Mac OS X Mavericks
    • Finder Tabs - Bildigin sekmeler iste...
    • File Tags - Artik dosyalarinizi tag'leyebiliyorsunuz. (Pek kullanacagimi sanmam)
    • Map, Notification Center ve iBooks artik hem iOS, hem de MacOS'de calisir hale getirilmis.
    • iCloud Key Chain ile tum sifreler falan filan tum cihazlariniz arasinda paylasilabilicek
    • iWork - Google Docs/Drive benzeri biseyler yapilmaya calisilmis
    • Multiple Display (benim de hosuma giden bir degisiklik)
    • Performance Enhancements
    • Battery Life Enhancements
  • Safari'de guzel degisikliker var. Ve guzel karsilastirmalar gosterildi Chrome, Firefox, IE ve Safari arasinda (biraz yanli olabilir bu karsilastirmalar:))
  • Yeni makinalar gosterildi
    • New Mac Air - Pilinin 1 gun gittigini idda ettiler ki, eger dogruysa cok iyi degil mi sizce de...
    • Mac Pro - Cok guclu bir makinaymis, yuvarlak, silindir seklindeymis falan falan, ben cok etkilenmedim ama guzel son teknoloji gibi gorunuyor :)
  • Ve tabiki iOS
    • Once biraz rakiplerden nasil daha iyi olduklarindan bahsetti. Ozellikle Android'ten tabiki.
    • Android'teki OS fragmentation'ina karsilik, iOS kullanicilarinin %95'ten fazlasinin hali hazirda iOS6'yi kullandigini altini cizerek belirtti.
    • Sonra da yeni iOS 7 'i acikladi, suana kada iOS'teki en buyuk degisiklik olarak nitelendirdi ki, kesinlikle dogru..
    • Yepyeni interface, cok daha minimalist bir yaklasim, gercekten etkileyici bir degisiklik olmus. Resmen butun uygulamalar degismis, cok guzel olmus.
    • Control Center ile bazi ayarlara aninda ulasip, istediginiz degisikligi yapabiliyorsunuz.
    • Multitasking ve background'ta calisma olayini biraz daha gelistirmisler, bu konuda teknik bir post atabilirim ilerde...
    • Safari, resmen chrome olmus :) (kusura bakmayin Apple'cilar)
    • Mac'lerde de olan AirDrop (hizli dosya paylasimi) iOS cihazlarina da geldi
    • Photos uygulamasi, cok daha akilli bir sekilde kategorizasyon yapabilir hale getirilmis
    • AppStore uygulamasi, cevremde en cok indirilen uygulamayi gosteriyor artik, bayagi hosuma gitti benim bu ozellik
    • Arti AppStore artik uygulamari (eger isterseniz) otomatik olarak guncelleyebiliyor.
    • Ve tabiki iTunes Radio tanitildi. Pandora, Last FM tarzi bir radyo uygulamasi Suan icin sadece Amerika'da calisiyor ama cesitli numaralarla Turkiye'de de dinlyebilirsiniz.
    • Biraz daha teknik bir konu olarak SpriteKit ve UIDynamics ile Apple oyun gelistiricilere cozumu disarilarda degil iOS'in icinde arayin diye mesaj verdi. Bu konu ile ilgili kesin bir post hazirlayacagim.
    • Ve 500'den fazla yeni ozelligin gelistiriciler icin sunuldugunu acikladi. Bunlarin bir kismini orada dinledim cok etkileyici guzel seyler oldugu gibi cok kiytirik seyler de vardi. Simdilik bunlari soyleyemiyorum.
Yazacak daha cok sey var belki ama son olarak Apple'in uygulama gelistirmeye bakisini (en azindan benim anladigim kadariyla) iki madde ile ozetlemem gerekirse;
  • Son derece tasarim odaklilar, UI (kullanici arayuzu) ve UX (kullanici tecrubesi) onlar icin en en en onemli sey. 45 dakikalik sunumun, 15 dakikasini sadece bir ikon nasil olmalidir konusuna ayirabiliyorlar.
  • Yaptiklari herhangi bir seyi en mukemmel yapmak icin cok fazla ugrasiyorlar. Ortaya cikan seyi begenirsin veya begenmezsin o ayri ama asla "ya bu konuyu da biraz sallamislar sanki uzerinde pek dusunmeden yapmislar" diyemezsin.

Dedigim gibi, daha anlatacak bir suru konu var ama kimine zorunlu olgudum icin giremedim, kimine ise baska zamana erteledigim icin giremedim. Simdilik bu kadarla idare edeceksiniz artik.

Saglicakla kaliniz....

22 Aralık 2012 Cumartesi

Dosya Backup Stratejilerim

Bir onceki yazimda bahsettigim gibi simdi de dosya backup stratejilerimi anlatmak istiyorum. Backup konusunda sync kadar anlatacak sey yok aslinda. Daha once de dedigim gibi uzerinde calismadiginiz ve artik degisiklik yapmadiginiz ve kaybolmasini istemediginiz dosyalarinizin backup'ini almalisiniz.

Fotograf ve videolar'in backup'i olarak Picasa Web kullaniyorum. Google+ mobil uygulamasi sayesinde cekilen her fotograf otomatik olarak picasa'ya aktariliyor. Diger cihazlardan veya baskalarindan aldiklarimi manuel olarak upload ediyorum. Boylelikle cekilen hic bir fotografi kaybetmemis oluyorum. Hatta iki yerde birden saklamis oluyorum ki size biraz abarti gelebilir ama backup budur :) 


Biraz Picasa Web'ten bahsedeyim. Google Drive ile ayni alani kullandiklari icin 5GB free alana sahipsiniz direkt olarak. Ustelik upload ettiginiz resim 1MB'den kucukse onu kotanizi kullanmadan sakliyor. Bu da guzel bir ozellik :)

Diger dosyalar icin ise tahmin ettiginiz uzere Google Drive'i kullaniyorum. 100GB'lik bir program satin aldim. Dropbox'a gore cok daha ucuz bir cozum ama henuz Dropbox kadar fonksiyonel ve olgun degil ama arkasinda Google olmasi uzun vadede daha iyi olacagini ve fiyatinin da her zaman daha iyi olacagini dusunuyorum acikcasi, aralarinda cok buyuk bir rekabet oldugunu buradan anlayabilirsiniz.

Drive vs Dropbox

Mac tabanli bilgisayarlarda sectigim dizinlerin otomatik olarak Time Machine ile lokal olarak yedeklenmesini sagliyorum. Daha sonrada bu yedekleri 5 - 6 ayda bir manuel olarak Google Drive'a upload ediyorum.

Windows tabanli bilgisayarlarda (is bilgisayarinda) ise yine ayni mantikla belirledigim dosyalari  ekstra bir program kullanmadan zip'liyorum ve ara ara (2-3 ayda bir) manuel olarak Google Drive'a upload ediyorum.


19 Aralık 2012 Çarşamba

Dosya Senkronizasyon Stratejilerim

Evet gecen gun farkettim ki, aslinda bir backup ve senkronizasyon (sync) stratejim yok kendi kisisel dokumanlarim, resimlerim, muziklerim icin falan... Hasbel-kader kullandigim bazi uygulamalar zaten cloud (bulut) tabanli oldugu icin oto sync/backup yapiyor ama yinede kaybedersem cok uzulecegim seyler var bilgisayarlarimda (evdekiler ve isyerindeki), telefonlarimda (kisisel, is telefonu ve esimin telefonu) veya tablette veya kindle'da veya diger yerlerde... Ozellikle baba olduktan sonra cekilen hicbir  fotografi kaybetmek istemem dogal olarak. O zaman dedim zamani gelmis soyle guzel bir backup/sync stratejisi oturtmanin. Simdi sizinle bu stratejiyi paylasacagim ama oncesinde bu kavramlara bir aciklik getirmek istiyorum.

Backup - Kaybolmasini istemediginiz her turlu dosyanizi (resim, word dokumani, programlar, kod parcaciklari gibi...) baska bir yerde daha tutmak. Yani, ayni dosyayi baska bir yere daha kopyalamak. Herhangi bir sekilde orjinalleri kaybederseniz, bu sakladiginiz dosyalari orjinal yerine kopyalayip hayatiniza devam edebilirsiniz. 

Sync - Senkronizasyonun kisaltmasi olan bu kavram ise herhangi bir dosyanizi iki veya daha fazla farkli lokasyondan kullanmaniz gerektiginde, yaptiginiz degisikligin aninda diger lokasyonlara da yansimasini istediginiz zamanlarda kullanilan bir kavramdir.

Durumu daha da netlestirmek icin ikisi arasindaki en onemli farklar soyle, cok sik degismeyen dosyalarin backup'ini alin, sik degisenleri sync et. Degisik lokasyonlardan ulasmak istediginiz dosyalari sync edin, kaybolmasindan, yanlislikla silinmesinden korktugunuz dosyalarin backup'ini alin.

Tamam simdi bu kavramlari iyice ogrendigimize gore :) ben ne icin neler yapiyorum onu anlatayim. Bu yazimda sadece senkronizasyon (sync) stratejilerimden bahsedecegim, bir sonraki yazimda da backup stratejilerimden. Haydi bakalim...

Oncelikle uzerinde calistigim dosyalar, ki bu dosyalar genelde calistigim bilgisayarin desktop'inda oluyorlar. Iste bu dosyalari tum bilgisayarlarimda sync ederek kullaniyorum. Boylelikle  isyeri bilgisayarimda (Vaio - Windows) uzerinde calistigim bir dosyaya, cep telefonumdan (Sony - Android) veya tabletten (iPad - iOS) veya evdeki bilgisayarlarimdan (Mac Air ve Mac Mini - MacOS) ulasabiliyor ve calismaya devam edebiliyorum. Peki bunu nasil sagliyorum. Dropbox 'dan aldigim bir free account hal-i hazirda uzerinde calistigim tum dosyalar icin gayet yeterli ve hiztmetten de cok memnunum.



Eveet ben bir yazilimci olduguma gore cogu zaman (kendim icin veya isyeri icin) giderek azalan bir trendde de olsa hala kod yaziyorum. Bu demek oluyor ki, bu yazdigim kodlar bir sekilde versiyonlanarak saklanmalilar, yoksa el emegi goz nuru olan sanat eserlerim (bu konu ile ilgili bir yazim olucak unutturmayin) kaybolur falan, hic olacak is degil. Bunun icin ise Github, Bitbucket, XP Svn ve tabiki sirketin private GIT versiyon kontrol sistemini kullaniyorum.



Fotograf ve videolar en sıkıntılısı, neden mi, cunku binbir turlu yerden fotograf cekilebiliyor ozellikle de Sarp'in fotograflari :) Simdi evdeki Mac Mini direk olarak her daim televizyona bagli durumda dolayisiyla ailecek film, dizi izledigimiz veya fotograflara baktigimiz medya merkezimiz olur kendisi. Iste bu sebepten butun cekilen fotograf ve videolarin bir sekilde ona aktarilmasi en mantiklisi. iOS tabanli oldugu icin esimin iPhone'undan cekilen medyalar ve iPad'ten cekilenler Photo Stream ozelligi ile aninda Mac Mini'ye aktariliyor. Ama fotograf makinasi ile cekilenler ve kendi telefonumdan cektiklerim malesef ancak manuel olarak aktarilmak durumunda :( belki ilerde bu konuda biseyler yaparsam sizinle de paylasirim.



Diger onemli dosya tipi ise muzik dosyalari, onlarin da bir sekilde tum aletler arasinda sync olmasi gerekiyor. Onu da tum muzik arsivimi daha once bahsettigim Google Music'e upload ederek gerceklestiriyorum. 20.000 sarki upload etmek bedava, adamlar daha ne yapsin degil mi?

e-Kitap'larimi ise Kindle uzerinden yonettigim icin kindle uygulamasinin kurulabildigi her aletten  kaldigim yerden okumaya devam edebiliyorum. Ve bu kadar aletin icinde en cok sevdigimdir Kindle, herkese cok ama cok tavsiye ederim, e-kitap dunyasina girmek isteyenler icin bu yazi bicilmis kaftan.

Son olarak todo listemi rememberthemilk uzerinde (ucretli hesabim olan mecralardan birisidir), aklima gelen hemen her turlu seyi yani notlarimi ise evernote uzerinde tutarak her an her yerden ulasilabilir kiliyorum.

Iste boyle, backup stratejilerimi de daha sonra paylasacagim bu yazimda paylastim. Takipte olunuz.

9 Ağustos 2012 Perşembe

Hayati Kolaylastiran Uygulamalar - 2


Uzun zaman once ilk kismini yazdigim yazimin devamini getirmek istedim. Gunluk kosusturmada hayatimi kolaylastiran bu minik! uygulamalar, birakin sizinkini de kolaylastirsin ;)

Cloud (Bulut) Uygulamalarindan bahsetmismiydim hatirlayamadim ama Dropbox'tan bahsetmeden bu is tamamlanmis sayilmaz degil mi?
  • Dropbox - Evraklarinizi, sifrelerinizi, herseylerinizi saklayabileceginiz sizin icin dunyanin bir yerlerinde acilmis bir harici disk olarak dusunebilirsiniz onu. Tabii hal boyle olunca, bir kullanici ismi ve sifresi ile hem isten, hem evden, hem de misafirlikten ve hatta cep telefonunuzdan dosyalariniza istediginiz zaman ulasabiliyorsunuz.
browser wars

Eee artik internetsiz ve browser'siz (bu alanda da Chrome'u tek geciyorum, hala kullanmiyorsaniz kesin bir deneyin derim) bir hayat olmadigina  gore soyle en cok kullandigim browser eklentilerinden ve sitelerinden de bahsedeyim...
  • Gmail - Sirket mailim haricinde kullandigim public mail adresim, tum maillerimi, adres defterimi burada tutuyorum. Maillerdeki thread mantigi ve sade yapisi hemen her isimi halletmemi sagliyor, ayri bir mail client'ina falan ihtiyac duymuyorum. Sadece search fonksiyonunu biraz daha gelistirmeliler bence, duy sesimi Google...
  • Clearly - Evernote takimindan cikan yine cok yararli bir browser eklentisi. Bilgisayar ekraninizdan bir sey okumak istediginiz de, genelde yaninda kosesinde yanip sonen reklamlar, ordan burdan cikan pop-up ekranlar insanin canini sikabiliyor. Clearly de bu yaraya merhem oluyor. Istediginiz internet sayfasinda tam da okumak istediginiz alani cok guzel ve sizin istediginiz sekilde sunuyor.
  • Zargan - Yillardir temiz ve sakin arayuzu ile bir numarali ingilizce-turkce-ingilize sozlugum olarak hayatimda etkili bir yeri var.
  • Divxplanet - Hemen her filmin, dizinin alt yazisinin bulundugu guzide site, cevirmenlerin ellerine saglik diyorum. Gerci Boston Legal'in cevirisini bulamadigimdan ingilizce seyretmistim tum sezonlarini ama galiba simdi onu da cevirmisler.

Evdeki bilgisayarimda kullandigim uygulamarin bazilarindan bahsedeyim biraz da....
  • uTorrent - Ben indirmiyorum ama (!) torrent indiriyorsaniz bundan daha light olani bulamazsiniz, ustelik bir de android uygulamasi var ki, uzaktan kontrol imkani da veriyor size... Yalniz galiba yeni  bir chrome add-on'u varmis o belki daha basit bile olabilir ama hic kullanmadim.
  • Calibre - Cok sevdigim e-kitap okuyucum Kindle'im icin ordan burdan aldigim, indirdigim kitaplari e-kitaplari dogru formata cevirmemi saglayan guzide uygulama, daha cok ozelligi var ama ben pek kullanmiyorum.
  • Adium - Tum protokolleri destekleyen cok guzel bir instant messaging uygulamasi. MSN, Gtalk, Yahoo Messenger, Facebook akliniza ne gelirse. Yalniz unutmayin sadece MacOS'ta calisiyor, Windows ortamlarinda denemeyiniz.
10100111000111000111.....
Mesleki acidan kullandigim uygulamalari da kisaca anlatayim. Sikilirsaniz buralari atlayabilirsiniz, anlayisla karsilarim.
  • Atlassian - Eger yazilim sektorundeyseniz ve hic bir atlassian aracini kullanmiyorsaniz kendinizi sorgulayin derim. Cunku siz isinizi yaparken ihtiyac duydugunuz cevresel ortamlari en iyi sekilde size sunuyor. 
  • JetBrains - Uzak ara en iyi yazilim gelistirme ortamlarini (Java, Ruby, .NET, PHP...) saglayan firmadir kendisi... Hangi dilde isterseniz o dil icin en guzel ortami sagliyor.
  • XCode - iPhone uygulamari gelistirdigim ortam, cok fazla hayatimi kolaylastirdigini soyelemem ama mecburen kullanmak zorundayim :( 
  • Putty Connection Manager - SSH ile o server'a bu server'a baglantimi sagladigim guzel bir uygulama ama gelistirilmesi durdurulmus durumda, uzucu yani. SSH nedir ilmiyorsaniz bosverin gitsin :)


Bitti, finito derdim ama aslinda simdi bakiyorum da, yeni newism akimi ile birlikte, ayni isi daha iyi veya daha yararli veya daha kolay veya daha farkli veya veya veya bir sekilde yapabilen uygulamalar surekli gelisecek ve hayatimizdaki yerini alacak. Yani kisaca bu yazilarin devami gelir...

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Bir SSH, Iki Port

Daha en basindan soyliyeyim, cogu insan icin bu yazi ciddi anlamda teknik bir yazidir, ama bu konudan anlayanlar icin can sıkıcı bir durumun cozumudur efendim, o bakimdan yazmak istedim.

Sıkıntımız söyle, bir mac'iniz var (Macbook Air, Macbook Pro vs...) ve uzerinde default kurulu gelen SSH Server ve Client'ini cesitli amaclar icin kullaniyorsunuz, simdi bu amaclardan bazilari default portu (22)  kullanirken, bazilarinda ise baska bir port kullanmak zorundasiniz. Iste anlatacagim cozum de bu sorun icin: SSH uygulamalarinin ayni anda iki farkli portu birden kullanmasini nasil saglarsiniz?

MacOS icinde tum SSH ayarlari cesitli dosyalara dagilmis durumda (konfigurasyon ve esneklik adina yapilmis zaman icinde karmasikliga gitmis bir durum gibi geldi bana). Kesin daha baska dosyalar da vardir ama simdilik biz sadece ilk iki siradaki ile ilgileniyoruz...


Adim - 1: Ilk yapacagimiz is, ilk siradaki dosyayi (/etc/services) sudo ile acarak uzerinde asagidaki degisiklikleri yapmak. Bu degisikliklerle istedigimiz yeni port'lari eklemis oluyoruz. Bu arada yeni port eklemek degil de sadece port degisikligi yapmak istiyorsaniz, asagidaki eklemeyi yapmak yerine sadece "ssh" servisinin portlarini degistirip 3.adima gecebilirsiniz.

buyutmek icin resme tiklayiniz...

Adim - 2: Evet gorudugunuz uzere, yeni portlari "ssh2" dedigimiz yeni bir servis icin tanimlamis olduk. Simdi yapmamiz gereken son is bu yeni servisin tanimini ikinci siradaki dosyaya (/System/Library/LaunchDaemons/ssh.plist) eklemek. (Dosyayi yine admin olarak sudo ile acmaniz gerekir.)

buyutmek icin resme tiklayiniz...

Adim - 3: Son olarak asagidaki iki terminal komutu ile degisiklikleri yukleminiz yeterli olacaktir. Ama garanti olsun ben bunlarla ugrasamam derseniz, bilgisayariniz yeniden baslattiginiz da amaciniza ulasmis olacaksiniz.


Bitti bu kadar... Afiyet olsun...

12 Şubat 2012 Pazar

Hayati Kolaylastiran Uygulamalar - 1

Bilgisayar yazilimlarinin / uygulamalarinin is hayatimizda onemli bir yer almaya baslamasindan epey bir zaman gecti. Ama ozellikle mobil teknolojilerin gelismesiyle  gundelik hayatimizin da vazgecilmezi arasina giren bir cok uygulama var artik... Bunlarin kimisini eglenceli oldugu icin, kimisini hayat kurtardigi icin, kimisini herkes kullandigi icin ben de kullaniyorum. Biraz da geek oldugum icin, biraz da yaptigim isle alakasi oldugu icin sizlerle paylasmak istedim.

Evde, iste, cepte heryerde kullanirim, hic acimam dedigim sosyal medya uygulamalari:

  • Twitter - Bi aciklama yapmama gerek yok heralde, takiliyorum buralarda...
  • Facebook - Yeni neslin kisaca feys dedigi, benim de cektigim fotograflarimi, anilarimi, dusuncelerimi arkadaslarimla paylastigim mekan.
  • Google+ - Sadece Google calisanlarinin kullandigi diyerek dalga gecilen Facebook klonu.
  • Foursquare - Lokasyon bazli, gittiginiz yerleri paylastiginiz bir cesit oyun, oyun varsa ben de varim.
  • Linkedin - Daha ciddi, is arkadaslarinizla, sadece is konustugunuz bir tur Facebook, cok nadir kullansamda ara ara bakiyorum.
  • Path - Yeni nesil gunluk tutmaca, sadece kendinize ait ve/veya en sevdiklerinizle beraber ortak olarak doldurdugunuz bir gunluk. Ben esimle takiliyorum bu platformda.
  • Pinterest - Sanal dunyada en sevdigim herseyleri paylasmak icin kullandigim platform, yeni favorilerimden.
  • FriendFeed - Bir de friend feed vardi ama artik neredeyse hic kullanmiyorum.

Arkadas burada kisaca anlatmis :)

Sosyal medya disinda internette okudugum, yazdigim, not aldigim, baktigim, takip ettigim, deger verdigim kaynaklari bohcaladigim mekanlar:

  • Google Reader - Takip ettigim tum kaynaklara buradan abone oluyorum, coookk rahat ve guzel.
  • Feedly - Google reader uzerine oturan bir uygulama, takip ettigim tum bu kaynaklari bana bir online dergi havasinda sunmasina bayiliyorum, belki de en cok kullandigim uygulama.
  • Google Docs - Ozellikle ortak dokuman olusturmak ve yonetmek icin bire bir, evde (maliyet yonetimi icin), iste (her turlu proje icin) kullaniyorum.
  • Blogger - Bu yazdiklarimi yayinlayan Google'in guzide blog platformu.
  • ReadItLater - Okumak icin daha uygun bir zamanim olur diye bir suru yaziyi attigim ama onlarin icinden de ancak yarisini okuyabildigim bir platform. Gerci Kindle'imi aldiktan sonra bu orani %75'lere cikardim. Bence gayet iyi. (Nasil mi, baska bir zaman anlatirim ;)
  • Evernote - Tum notlarim burada, etiketlenmis ve kategorize edilmis bir sekilde super degil mi,  tum bu kategorizasyona ragmen herseyi search ederek buluyorum o baska... 
  • RTM (Remember the Milk) - Super bir "To Do List" uygulamasi, cok sık olmasa da kullaniyorum iste.

Eveeet, muzik icin neler kullaniyorum bir bakalim:





  • Shazam - Orada burada duydugum sarkilarin, parcalarin adini sanini, sahibini kesfetmek icin kullandigim uygulama, daha yuzumu kara cikarmadi. Turkce parcalarda bile...
  • Spotify - Artik muzigi, orada burada depolamiyorum bulut icinden dinliyorum. Spotify da hemen her istedigim parcayi buldugum ve aninda dinlemeye basladigim super bir uygulama. Felsefesi biraz farkli olan, gelecegin uygulamalarindan bence ama Turkiye'de hanuz aktif degil. (Ben nasil kullaniyorum, onu da anlatirim bi ara.)
  • Google Music - Ayni sekilde bana ait parcalari (Spotify'da parcalar size ait degil) Google sunucularinda saklayip istedigim zaman cepten, bilgisayardan dinleyebiliyorum, yillardir aradigim sey, neydi o "aman o sarki telefonda kaldi, bu sarkiyi iPhone'la senkronize edemedim" cart curt, hikaye oldu bunlar hikaye...
  • Last.FM - Ozunde bir sosyal medya araci ama ben sadece dinledigim her parcanin (Spotify'dan, Google'dan, kendi bilgisayarimdan veya telefonumdan farketmez) istatistigi icin kullaniyorum, kac kere dinlemisim, ne zaman dinlemisim, neleri sevmisim.


Fotograf ve fotografcilikla pek ilgim olmasa da fotograflarim var sonucta :)
  • Picasa - Online fotograflarimi burada tutuyorum, blogger zaten istesem de istemesem de bu isi yapiyor zaten. 
  • iPhoto - Apple'in guzide uygulamasi, tum fotograflarim suanda burada umarim bi sakatlik cikip da kaybetmem fotograflarimi, en yakin zamanda bulut (cloud) icine almayi dusunuyorum.
  • Flickr - Cok kullanmiyorum, modasi gecti mi ne?
  • Instagram - iPhone kullanmiyorum, ve bu uygulamayi da kullanmiyorum ama Android'e geldiginde dusunebilirim.

Amma uzunmus bu liste yahuu, gerisini de baska bir zaman anlatirim, cunku daha gercekten bayaa bir  uygulama var, Dropbox gibi, Apture gibi, Clearly gibi gibi gibi...


29 Ocak 2012 Pazar

Google Prediction (Tahmin) API

Google Prediction API, Google'in yazilim gelistiricilere sundugu servislerinden bir tanesi, "Machine Learning" yani turkcesi Otomatik Ogrenme veya Yapay Zeka ile Ogrenme olan teknolojinin google'in bulut sistemlerinde RESTful servisidir. Aslinda Google bu servisini 2011 Google IO'da tanitmis ve benim takip ettigim kadariyla cok fazla sukse yapmamis bir servisi (yaniliyorsam lutfen duzeltiniz).


Gercek zamanli verilerinizi yorumlamanizi ve dogru yonlendirmenizi saglayan servis, uc ana adima sahip:
  • Veri kumenizi hazirlayip / yorumlayip google cloud sistemine yukluyorsunuz. 
  • Birakin google kendi kendini verdiginiz bu veri kumesi ile egitsin ve hazirlansin.
  • Artik geriye yeni verileri gercek zamanli  veya degil google'a gondererek, sonuclarini  servisten almak kaliyor.
Tabii bunlari yaparken onemli bir kac nokta var, dogru sonuclara ulasmak icin sisteme yukeleyeceginiz veri kumesinin ozenle ve dikkatli  hazirlanmasi gerekiyor. Bunun ustune de, servisten donen degerlerin zaman zaman kontrolunu saglamak ve gerekiyorsa guncellemeleri yapmak cok kritik. 

Servisin aslinda iki tane de cok yararli eklentisi var. Bunlardan bir tanesi "Stream Training", yukaridaki 1 ve 2 numarali adimlari gercek zamanli olarak degistirmenizi ve guncellemenizi sagliyor ki, boylelikle servis sonuclarinizin guncelligini yitirmeden size hizmet etmeye devam etmesini saglayabilirsiniz. Tabii bunun performans anlamindaki etkisi nasil olacaktir cok emin olamiyorum. Bazi projelerimde bu API'yi kullanmayi dusunuyorum, zamani gelince sonuclarini sizinle paylasacagim. 

Digeri ise "Hosted Model" veya "Prediction Gallery" onceden hazirlanmis servisleri bedava veya ucretli olarak kullanmanizi sagliyor.  Baskalari veya google tarafindan kullanilan ve size sunulan "Spam Algilama", "Duygu Analizi" gibi bazi yatay hizmetleri bunlara ozel veri kumeleri hazirlamadan kullanabilirsiniz. Hatta siz de bu tur servisler hazirlayarak ucretli olarak satisa cikarabilirsiniz (aslinda guzel bir girisim alani olabilir).

Daha detayli bilgilere ve demoya (ingilizce) bu videodan ulasabilirsiniz:



Bu API ile neler yapilabilecegi hayal gucumuzle sinirli tabiki ama ilk akla gelenler arasinda bu asagidakiler siralanabilir, gecen sene mayis ayinda bu videoyu izlerken aldigim notlara ise bu linkten ulasabilirsiniz.
  • Spam Algilama : Mesela bir forum sisteminiz var, spam, erotik veya kufurlu icerikleri filtrelemek istiyorsunuz. Bunu manuel yapmak yerine, bu servisle otomatize edebilir ve daha zengin ve kaliteli icerige sahip bir forumunuz olabilir.
  • Duygu Analizi : Mesela sosyal medyada sirketiniz / hizmetiniz ile ilgili yorumlari pozitif, negatif olarak siniflandirmak icin kullanabilirsiniz. Boylelikle sirketinizi veya hizmetinizi nasil sekillendirebileceginize daha rahat karar verebilirsiniz.
  • Kategorizasyon : Elinizde yuklu miktarda yapilandirilmamis icerik  (unstructured content) varsa bu icerigi iyi hazirlanmis bir ornek veri kumesi ile cok guzel bir sekilde etiketleyip kategorize edebilirsiniz.
  • Mesaj Yonlendirme : Herhangi bir sisteme (yardim masasi, bilgi isteme forumlari vs...) mesajlarin dogru bir sekilde otomatik olarak yorumlanip yonlendirmesini saglayabilirsiniz.
Bildigim kadariyla, Google Gmail uygulamasinda, gelen kutusunu siniflandirmak icin bu API'yi kullaniyor. Yine ayni sekilde HP de hata ve kalite kontrol araci olan QC icin kullaniyor. Ford ise hibrid arabalari icin kullaniyor.

Daha fazla bilgi icin bu linktenten, bedava ve/veya ucretli kullanim kolatalarina ise buradan ulasabilirsiniz.